TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği: İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Yok
TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği'nden yapılan basın açıklaması şöyle:
5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği olarak yaptığımız açıklamada, iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda toplumsal bir adalet meselesi olduğuna dikkat çekiyoruz.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın bu yılki #İklimİçinŞimdi çağrısı, iklim krizine karşı acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
En ağır yükü en az sorumlular taşıyor
İklim krizinin etkileri derinleşirken, krizden en az sorumlu olan topluluklar en ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kuraklık, seller ve aşırı hava olayları Şanlıurfa’da da tarımsal üretimi ve yaşam alanlarını doğrudan etkilemektedir.
Kömürden çıkış ve adil geçiş
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ın da vurguladığı gibi, kömürden çıkış iklim krizine karşı temel adımlardan biridir. Ancak bu dönüşüm, yerel halkın ve çiftçilerin korunmasını sağlayan adil geçiş politikaları ile desteklenmelidir.
Doğayı korumadan iklim kriziyle mücadele edilemez
Ormanlar, tarım alanları ve su varlıkları üzerindeki baskılar, iklim krizine karşı dayanıklılığımızı zayıflatmaktadır. Şanlıurfa’da su kaynaklarının korunması ve tarım alanlarının sürdürülebilir yönetimi, iklim mücadelesinin en kritik unsurlarındandır.
İl Temsilcisi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen’in değerlendirmesi
“TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği olarak, iklim krizinin bölgemizde yarattığı kuraklık ve tarımsal üretim kayıplarına karşı çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Su verimliliğini artıran modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve doğal varlıklarımızın korunması, hem Şanlıurfa’nın hem de ülkemizin geleceği için hayati önemdedir.”
İklim için şimdi harekete geçilmeli
İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi ve toplumsal adaleti de tehdit etmektedir. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda ormanları, tarım alanlarını ve su varlıklarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekmektedir.

