25.09.2018 - 19:01 | Son Güncelleme: 16.05.2018 - 18:01

Mübarek Ramazan Ayının Önemi

Mübarek Ramazan Ayının Önemi

Ramazan ayının Kur'an ayı olması nedeniyle, dinimizde büyük bir anlamı ve önemi vardır. Ramazan ayının diğer aylara göre, seçkin bir yeri olması kutsal kitabımız Kur-an’ı kerimin indirildiği ay olmasıdır.

Bizlerinde Rahmeti sonsuz olan Cenabı Allah’ın rızasını kazanmak için bu mübarek Ramazan ayında oruç tutup ve ibadetlerimizi tam manasıyla yerine getirmemiz lazım. Ramazan ayında özellikle fitre ve zekatlarımızı gerçekten ihtiyaç sahibi olan kardeşlerimizi bulup onlara ulaştırmamız gerekiyor. Ülkemizde ve Şanlıurfamızda Ramazan ayında kısmen de olsa gelenek haline getirilmiş olan bir kahve kültürümüz var. Bunu bende zamanında yaşadım ancak kahve kültürünün yanlış olduğunu anlayınca hemen bıraktım. Bu kahve kültürü nedir? Birazda bundan bahs etmek istiyorum. Herkes diye genellendirmiyorum. Vatandaşlarımızın bazıları Ramazan ayında oruç tutuyor. İftarını açtıktan sonra teravih namazına da gidiyor. Teravih namazından çıkar çıkmaz soluğu kahvede alıyor. Kahveye giden vatandaşlarımız çayına, kahvesine, soğuk içeceklerine hatta ve hatta yemeğine, ciğer dürümüne okey ve benzeri oyunlar oynayarak, sahuru bekliyor. Sahurda da fırından sıcak ekmeğini alıp ailesiyle birlikte sahur yapıyor. Din adamları kahvede çayına kahvesine ve yemeğine de oyun oynamanın da kumar oynamaya girdiğini ve haram olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle sabahtan akşama kadar aç, susuz kalıp oruç tutan vatandaşlarımız Oruç ibadetini yerine getiriyorlar. Ancak vatandaşlarımız akşamları da kahvede çayına, kahvesine, sıcak ve soğuk içecekler ile yemeğine oyunlar oynayarak haram olan işlerle zaman geçiriyorlar. Özellikle kur’an, rahmet ve bereket ayı olan Ramazan ayında vatandaşlarımızdan kahvede oyunlar oynamaktan uzak durmalarını öneriyorum.
Ramazan ayına girerken, bu ayı ihya etmek için manen hazırlıklı olmak lazımdır. Kendimizi bu ayın sevap ve mükafatına hazırlıklı ve lâyık bir hale getirmeye çalışmalıyız. Bunun için: Ramazan ayına girerken maddi ve manevi kirlerden temizlenmeli, işlediğimiz günahları terk ederek Cenab-ı Hakk'a tövbe ve istiğfar etmeliyiz. Mesela; beş vakit namazı düzenli olarak kılmıyorsak, bir daha terk etmemek üzere devamlı kılmalıyız. Ramazan ayında Dinimiz İslam'ın haram kıldığı kin, hased, dedikodu, yalan, bühtan, iftira, gıybet, nefret gibi kötü huylardan vazgeçmeliyiz. Dünya ve ahiretimiz için faydası olmayan her türlü davranışlardan uzak olmalıyız. Ramazan’ı şerif ayında kalbimizi Allah'a tam anlamıyla teslim etmeliyiz. Kur'an da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesinin de içerisinde bulunduğu Ramazan ayı İslam alemi için çok önemli bir aydır. Müslümanlar Ramazan ayı boyunca oruç tutarlar. Çünkü Ramazan ayı Kur'an, oruç, iyilik ve güzellik ayıdır. Tövbelerin, duaların, hayır ve hasenatın kabul olunduğu mübarek bir aydır. Cennet kapılarının açılıp, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincirlere vurulduğu Ramazan ayında, ihlas ve samimiyetle oruç tutan müminlerin varacağı yer Cennet'tir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), şöyle müjdelemiştir.
"Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık O kapı kapanır, kimse oradan giremez." Cenabı Allah samimiyetle tutulan oruç, sahibini Cehennem ateşinden korur. Peygamber-i Zişan Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: Kim Allah’ın yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar. Peygamber efendimiz HZ. Muhammed (S.A.V.) üç aylara eriştiğinde diğer günlere nazaran ibadetlerini daha da artırıyormuş ve sık sık şu duayı okuyormuş: “Allahümme bârik lena fî recebe ve şa'bân ve belliğna ramazan (Allah'ım Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır)."
Kur’an, rahmet ve bereket ayı Ramazan’ı şerifin Ülkemize, Milletimize, Devletimize, Memleketimize ve tüm İslam alemine hayır, uğur, barış, huzur ve mutluluk getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Yazımın sonunda Orucu bozan ve bozmayan davranışları sizlerle paylaşmak isterim.
Orucu bozan davranışlar şunlardır:
Oruçlu olduğunu bildiği halde, kasıtlı olarak bir şey yiyip içmek veya cinsî münâsebette bulunmak. Bu durumlarda oruç bozulur ve kefâret gerekir.
İmsaktan sonra, imsak gelmedi zannıyla bir şey yiyip içmeye devam eden kimsenin orucu bozulur ve yalnız kazâ etmesi gerekir.
Çiğ pirinç, çiğ hamur, un ve ham meyve yemekle; badem, ceviz, kestane ve fındığı kabuğuyla yutmakla oruç bozulur ve yalnız kazâ gerekir.
Göz yaşı veya ter yutulursa oruç bozulur ve yalnız kazâ gerekir.
Kasten ağız dolusu kusmak orucu bozar ve yalnız kazâ gerekir.
Ağız dolusu gelen kusmuğu kusmayıp geri yutmak orucu bozar ve yalnız kazâ gerektirir.
Normal cinsel birleşme dışında; kendi isteği ile herhangi bir şekilde meni getiren kimsenin orucu bozulur ve yalnız kazâ gerekir.
Bayılmak ve delirmekle akıl ve şuur kaybı olursa oruç bozulur. Çünkü akıl olmayınca teklif de olmaz.
Diş fırçalanırken macun yutulursa oruç bozulur ve yalnız kazayı gerektirir.
Diş eti kanadığında bu kan yutulursa oruç bozulur ve yalnız kazâyı gerektirir.
Taş, toprak, çekirdek, pamuk, kuru ot, kâğıt gibi kendisinden lezzet ve gıda alınmayan ve yenilmesi âdet olmayan şeyler yutulduğunda oruç bozulur ve yalnız kazâyı gerektirir.
Kokladığı bir tütsünün dumanını yutmak orucu bozar ve yalnız kazâyı gerektirir.
Diş arasında kalan yemek artığı nohut tanesinden büyük ise, yutulduğunda oruç bozulur ve yalnız kazâyı gerektirir.
Kadınlar oruçlu iken âdet görürlerse oruçları bozulur ve âdet günlerinde oruç tutmazlar. Tutamadıkları oruçlarını daha sonra gününe gün kazâ ederler.
Orucu bozmayan davranışlar şunlardır:
Unutarak yemek, içmek veya cinsî münâsebette bulunmakla oruç bozulmaz. Ancak hatırlandığında derhal bırakmalıdır. Aksi takdirde oruç bozulur. Hatırlanmadığı takdirde bunların oruçluya Allah’ın bir ikrâmı olduğu, bizzat Resûlullah Efendimiz (asm) tarafından beyan edilmiştir. Binâenaleyh bir kimse oruçlu olduğunu unutarak ve hatırlamayarak karnını tamamen doyursa orucu bozulmaz.
Diş etlerinden çıkan kan yutulmadan tükürülürse oruç bozulmaz.
Mîdeden gelen suyu geri yutmak orucu bozmaz.
Yenilmeyen ve kendisinden faydalanılmayan şeylerin, farkına varılmadan nefesle boğaza kaçması halinde oruç bozulmaz. Meselâ havadaki duman, toz ve uçan bir sineğin boğaza kaçması…vb. gibi.
Diş arasında kalan ve nohut tanesinden küçük bir yemek artığını yutmak orucu bozmaz.
Ağız dolusu olmayan bir kusuntunun kendiliğinden gelip sonra içeriye dönmesi ile oruç bozulmaz.
Kasıt olmaksızın; kendiliğinden, yani bir rahatsızlık sebebiyle kusmak orucu bozmaz.
İhtilâm olmakla veya isteği dışında yalnızca meni ya da akıntı gelmekle oruç bozulmaz.
Yıkanmakla veya suya girilmekle, su yutulmadıkça oruç bozulmaz.
Kan aldırmakla oruç bozulmaz.
Abdest aldıktan sonra ağızda kalan yaşlık orucu bozmaz.

Yazarlarımız
  • C.Cahit Coşkun Devlet ve Halk Adamı Vali Erin
  • Reşit Babacan HAYATIMDAKİ SEN
  • Şener Mengene Strateji Derneği
  • İsa Güneş TÜRKİYEYE ASLAN KESİLEN ARAPLAR –
  • Abdulkadir Sansak ÇEHRENİN İKİ TÜRLÜSÜ
  • Mehmet Tarhan ADİL YÖNETİM ANLAYIŞI
  • musti Seçim Yaklaştı Vatandaş Hatırlandı...
  • Hüseyin Kolsuzoğlu FAİZ VE TEFECİLİK
  • Fehmi Fidancı TRAFİK HAFTASI
  • Tüm hakları saklıdır © 2011-2018 www.urfahaberhatti.com Sitemiz yanlızca internet üzeri'nden yayın yapar.
    Sitede yer alan yazılardan yazarları ve kaynakları sorumludur. yayınlanan haber,yazı ve yorumlardan, yazarları sorumludur.
    ww.urfahaberhatti.com ile herhangi bir bağlantı kurulmaz. Sitemiz sorumlu degildir.
    Sitede yer alan bütün içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Siteye eklenen yorumlarda; kişi yada kuruluşları suçlayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya iftira niteliğinde olan, halkı kin ve düşmanlığa sevk eden, din, dil ve ırk ayrımı yapılan veya polemik oluşturacak şekilde ifadeler kullanılması yasaktır.