23.10.2017 - 11:01 | Son Güncelleme: 27.02.2017 - 21:45

ADİL YÖNETİM ANLAYIŞI

ADİL YÖNETİM ANLAYIŞI

Adalet Olmadıkça, Yönetimin Faydası Olmaz. Hz. Ömer kendi Halifeliği döneminde özellikle yönetimi altında bulunan gerek Müslüman gerekse gayri Müslim tebaaya her zaman adalet içerisinde davranılmasını istemiş ve bunu tüm yöneticilerine benimsetmeye çalışmıştır. Adaletin olmadığı bir yerde halk hem kendi arasında hem de ülke yönetiminde bulunanlar ile çatışma yaşar buda ülke içinde huzursuzluk yaratır.

Ülkemizde gerçekleştirilmek istenen 15 Temmuz darbe girişiminin devlet millet eliyle bertaraf edilmesi ve sonrasında devlet içine 1980’li yıllardan bugüne sızmış fetö, ve pkk gibi terör örgütlerinin temizlenmesi için başlatılan çalışmalar yerinde olmak ile birlikte özellikle olağan üstü halin 1980 Kenan Evren darbesi zamanında olduğu gibi birbirini sevmeyen kişiler ve sivil toplum kuruluşları arasında ki rant ve intikam yarışına dönüşmesine mani olunmalıdır. Aksi taktirde böyle bir ortamda asıl amacı dışına çıkacak olan olağan üstü hal mücadelesi buda yetmezmiş gibi ülke içerisinde yaşayan halkın huzursuz olmasına ve halkın devletine olan güven duygusunun zedelenmesine sebebiyet verir. Böyle bir yanlışın içine düşmemek adına devlet yetkililerinin hassas bir araştırma ve inceleme ile süreci yürütmesi daha adil bir yönetim şekli olacaktır. Darbe girişiminin ve hemen sınırlarımızın eşiğinde olan Suriye iç savaşı ülkemize ciddi manada ekonomik olarak yük getirmiş buda halkımıza ciddi manada zarar vermiştir. Halkımızın ülkesi için her türlü cefa ve fedakarlığı geçmişte gösterdiği gibi bugünde göstereceği ve gösterdiği su götürmez bir gerçektir. Yalnız böyle bir fedakarlığın içinde devlet yetkililerinin de olması gerekirken ne yazık ki ekonomik yük sadece millete yüklenmeye çalışılmakta ve 550 milletvekiline sahip olan TBMM’de israf almış başını gitmektedir. Özellikle hükümet kanadının başta milletvekilleri ve TBMM olmak üzere tüm kurumlar üzerinde ekonomik denetleme mekanizmasını daha aktif hale getirmesi elzemdir. Ekonomik denetleme nin yanında özellikle Adalet Bakanlığı da üzerine düşen görevleri adalet terazisi şaşmayacak şekilde bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirmek için çaba göstermelidir. Bütün bu süreç merkezden taşraya kadar koordineli bir şekilde yayılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bakanlıklar üzerlerine düşen görevleri halkın refahı yönünde azami bir şekilde yürütmeli ve bu konuda hassasiyet göstermeyen bürokratlar hakkında gerekirse işlem başlatılmalıdır.
Yeni anayasanın oylanacağı 16 Nisan 2017 günü arifesinde başlatılan referandum süreci özellikle liderlerden gelen açıklamalar ile halkın zihnini aydınlatmak yerine daha da bulandırıldığı ve sonuç olarak insanlar arasında bir çatışma ortamı oluşturulmaktadır. Özellikle yapılan açıklamalarda anayasa taslağını tam olarak anlamamış olan kişilere yönelik aşağılayıcı söylemler kazanımdan ziyade kaybettirmeye yönelik olduğu görülmekte ve sanki kasıtlı olarak yapılıyor izlenimi vermektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın özellikle devlet memurları kanununun revize edilmesi gerektiğini ve artık kullanışlı olmadığı yönündeki açıklamasına ek olarak devlet memurlarının iş güvencesinin de kaldırılacağı yönünde bir söylemde bulunması üç milyon memurun zihninde bulanıklığa sebep olmuş ve sosyal devlet anlayışı ile ters düşülmüştür. İş güvencesi uygulamasının kaldırılması demek kurumlar içinde sürekliliğin ortadan kaybolması ve kalifiyeli personelin sayısının azalmasına sebep olacağı gibi getirilecek not sisteminin özellikle olağan üstü hal örneğinde olduğu gibi bununda bir rant ve hesaplaşma olayına çevrileceği de bariz bir şekilde görülmektedir. Atılacak olan adımların ileride oluşabilecek artı ve eksiler düşünülmeden hayata geçirilmesi demek daha büyük sorunların ortaya çıkması demek olur ki bu da yarardan çok zarar getirir. Sosyal devlet anlayışı çizgisinden ayrılmadan, bu tür çalışmalarda özellikle sivil toplum kuruluşları ile hareket edilmesi ve ayırt etmeksizin hepsinin fikir ve görüşlerinin ön yargısız bir şekilde alınması daha doğru olacaktır.
Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle gerçekten tarıma son derece el verişli olması ve neredeyse Dünya’nın en büyük kurumu olan TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) gibi bir kuruma sahip olmasına rağmen ne yazık ki halkımız tam olarak bu nimetlerden faydalandırılamamaktadır. Artan sebze ve meyve fiyatları ve işsizlik bunun en bariz örnekleri arasındadır. Tarım Bakanlığı’nın bu konuya el atması ve tarım reformunun acil bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sebze ve meyve fiyatları üzerinde ki denetim arttırılmalı, hal yasası yeniden gözden geçirilmeli ve haksız kazanç durumunun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Tarım arazilerinin kullanıma sunulması ve geçmişte yaşanan köyden kente göç durumunun tersine çevrilerek hem tarım ürünlerinin arttırılması hem de şehirlerde artan işsizlik oranının da düşürülmesi yönünde çalışmalar başlatılmalıdır.
Sonuç itibariyle maalesef ülkemizde muhalefet üzerine düşen görevi tam manasıyla yerine getirememekte ve bu konuda ciddi bir boşluk oluşmuş gözükmektedir. Devlet erkanının referandumdan çıkacak sonuç ne olursa olsun yeni kadrolarla ve gerekirse sivil toplum kuruluşlarına verilen önem arttırılarak hızlı etkin ve projelere dayalı çalışmalara ağırlık vermesi muhalefet boşluğunu sivil toplum kuruluşları ile doldurması gerekmektedir. Yapılan eleştirileri hemen başka bir eleştiri ile kapatmak yerine doğruluk payı aranmalı ön yargı ve inatlaşma yoluna gidilmemelidir. Yapılacak olan çalışmalarda önce halkın talepleri göz önünde bulundurulmalı; sosyal devlet anlayışının etkin, halk ile devletin el ele hoşgörü ve adalet içinde olduğu bir ortam için herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.



Mehmet TARHAN
Araştırmacı-Stratejist

Yazarlarımız
  • C.Cahit Coşkun Kardeşlik Dururken Bu Kavga Ne Diye
  • İsa Güneş ŞANLIURFAYA BAKANLIK –
  • Abdulkadir Sansak ÇEHRENİN İKİ TÜRLÜSÜ
  • Reşit Babacan Ankarali yarim
  • Şener Mengene Stratejik Liderlik
  • Mehmet Tarhan ADİL YÖNETİM ANLAYIŞI
  • musti Seçim Yaklaştı Vatandaş Hatırlandı...
  • Hüseyin Kolsuzoğlu FAİZ VE TEFECİLİK
  • Fehmi Fidancı TRAFİK HAFTASI
  • Tüm hakları saklıdır © 2011-2017 www.urfahaberhatti.com Sitemiz yanlızca internet üzeri'nden yayın yapar.
    Sitede yer alan yazılardan yazarları ve kaynakları sorumludur. yayınlanan haber,yazı ve yorumlardan, yazarları sorumludur.
    ww.urfahaberhatti.com ile herhangi bir bağlantı kurulmaz. Sitemiz sorumlu degildir.
    Sitede yer alan bütün içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Siteye eklenen yorumlarda; kişi yada kuruluşları suçlayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya iftira niteliğinde olan, halkı kin ve düşmanlığa sevk eden, din, dil ve ırk ayrımı yapılan veya polemik oluşturacak şekilde ifadeler kullanılması yasaktır.